Bilinmelidir ki, bu dava ve yargılama adı altında yürütülen bu faaliyetlere karşı bizim eylemimiz, sözümüz ve savunmamız sadece günümüze yapılmış bir çağrı değil, esasında geleceğe yazılmış bir mektuptur. Kürt halkı mazlumdur, Türk halkı mazlumdur. Onları sömürenlerdir katil olanlar. Topraklarını işgal edenlerdir. Kültürüne, diline el koyanlardır katil olanlar, biz değiliz. Biz sadece halkımızın onurunu savunduk, haysiyetini savunduk, karnını doyurma hakkını savunduk, şu yeryüzünde özgürce yaşama hakkını savunduk, kendi topraklarında insan gibi yaşama hakkını savunduk. Kürt ve Kürdistan gerçeğini inkar, insanı inkardır. Herhangi bir insanın dilini, vatanını inkar, insanı inkardır, insanın onuruna saldırıdır. Kürt halkının kendine ait Kürt milleti olarak bir tarihi vardır, bunu inkar insanın onurunu inkardır. Bunu kabul ettiğimiz zaman biz kendimizi onursuz gibi hissederiz. Birbirimizin yüzüne bakamayız Kürtler olarak. Sizin de yüzünüze bakamam. Bu dava vesilesiyle bizi köleleştirmek isteyenlere biz, “Hayır, biz özgür insanlarız.” diyoruz.
Selahattin Demirtas Volgorde van de boeken
Selahattin Demirtaş is ontstaan uit de beperkingen van politieke onderdrukking om een van de meest prominente stemmen van Turkije te worden, geïnspireerd door een toewijding aan mensenrechten en de noodzaak van democratie voor iedereen. Zijn juridische opleiding en werk op het gebied van mensenrechten hebben zijn politieke filosofie diepgaand gevormd, gebaseerd op principes van gelijkheid en rechtvaardigheid. Demirtaş heeft zichzelf gevestigd als een voorvechter van minderheden en een onvermoeibare strijder voor de rechten van Koerden, met toespraken die bekend staan om hun passie en retorische kracht. Zijn politieke reis getuigt van zijn toewijding aan het bevorderen van sociale rechtvaardigheid en het opbouwen van een inclusievere samenleving.




- 2024
- 2023
Başlangıçta koku biraz zorluyordu. Kanıksadım ama. Hatta seviyorum artık bu kokuyu. Yanık gibi. Hayatın gerçek kokusu. Şehir çöplüğü gibi kokuyor diyesim var fakat burası zaten şehir çöplüğü. Beş aydır burada yaşıyorum. Tamı tamına dört ay on sekiz gün. Duvara astığım kocaman bir kartonum var, her gün için bir çentik atıyorum üzerine, mahpuslar gibi. Çok rüzgar olduğunda duvardan düşüyor. “Evim” günün birinde tümden uçup giderse şaşırmam.Selahattin Demirtaş, bu yeni öykülerinde okurlarını benzersiz bir seyrana çıkarıyor: İstanbul çöplüğünden adliye koridorlarına, lüks villalardan vergi dairelerine, ıssız adalardan tımarhanelere uzanan; yer yer bilimkurgu ya da absürt komediye bürünen; yanlış anlamalarla, gıllıgışlı ihanetlerle, harika fantezilerle örülü; insan ruhunun gizemli dehlizlerinde acı ve tatlı kahkahalar attıran düşsel bir cümbüş.Kemerlerinizi bağlayın…
- 2023
Kaltfront
Storys
»Mit seinen Kurzgeschichten hat sich Demirtaş jedenfalls in die erste Reihe der türkischen Gegenwartsliteratur katapultiert.« ― FAZ über »Morgengrauen« Wenn ein Vater das Gesetz schützen soll, doch stattdessen das größte Unrecht geschehen lässt. Wenn sich ein Mann bei dem Versuch, sein Leben zu bestreiten, durch sein Schweigen schuldig macht. Wenn ein Kind in einer Gesellschaft aufwächst, in der Mitgefühl bestraft wird. Die beinahe märchenhaft anmutenden Kurzgeschichten in »Kaltfront« blicken tief in die Seele der Türkei. Mitfühlend und liebevoll erzählt Demirtaş von den Ärmsten der Gesellschaft: den Hilfsarbeitern, den Busfahrern, den Straßendieben – sie alle eint der Wunsch nach einem glücklichen Leben und die schiere Ausweglosigkeit ihrer Situation. Selahattin Demirtaş gehört zu den wichtigsten politischen Denkern der Türkei. Er wurde für den Friedensnobelpreis nominiert und erhielt den Menschenrechtspreis der Stadt Weimar.
- 2000
Seher
- 140bladzijden
- 5 uur lezen
Seherdeki hikayeler, derin bir sevgi ve ince mizah ile harmanlanmış, insanı ve yaşamı yücelten metinlerdir. Yazar, tutsaklık günlerinde vakit geçirmek için yazan biri değil; daha önce ortaya çıkmamış, edebiyat dünyasına yeni bir soluk getiren bir sanatçıdır. Demirtaş’ın hikayelerini okurken, onun sadece yazar olmasını diledim, ancak bu sorumluluk duygusunun ağır bastığını düşündüm. Edebiyat, bir yazar kazanacakken, Türkiye Demirtaş gibi bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden yoksun kalacaktı. Siyaset ve sanat birbirinden farklıdır; siyaset, doğru zamanda doğru olanı söylemek üzerine kuruluyken, sanatçı en gizli duygularını paylaşmaya çalışır. Demirtaş’ın öyküleri, acılara duyarlı bir yüreğin sesi olarak, insanın derinliklerine dokunuyor. Kitap, özenli ve akıcı Türkçe ile yazılmış olup, hem estetik hem de toplumsal açıdan takdire şayandır. Sanat, vicdanın dilidir ve Demirtaş bu dili ustaca konuşmaktadır. Bu eser, sanatın büyülü yaratıcılığında gizli olan ortak payda ile herkesi birleştirebilir.