Nazim Hikmet, gevierd als de eerste moderne Turkse dichter, wordt wereldwijd erkend als een van de grootste internationale dichters van de twintigste eeuw. Zijn werk, beïnvloed door de Russische Futuristen, brak met traditionele vormen en streefde ernaar poëzie te 'depoëtiseren'. Hij verkende vaak thema's van menselijke landschappen en maatschappelijke idealen in een epische stijl. Hikmets onderscheidende stem resoneert door culturen heen, wat hem vestigt als een belangrijke figuur in de wereldliteratuur.
"Such a poet as Hikmet is beyond our hopes in this country. He is pure feeling. He writes our most private thoughts with a zest and love that makes us treasure them in ourselves. We learn to love ourselves through love of him, a poet who bestrides the world of man ever joyfully, even in dwelling upon his sorrows."--David Ignatow.
Written during the Second World War while Hikmet was serving a thirteen-year sentence as a political prisoner, his verse-novel uses cinematic techniques to tell the story of the emergence of secular, modern Turkey by focusing on the always-entertaining stories of sundry characters from all walks of life. As his vignettes flash before our eyes at movie-like speed, it becomes clear he is also telling the turbulent story of the twentieth century itself and the ongoing struggle between tradition, which trusts in God, and modernity, which entrusts the world to human hands.
A contemporary international classic, available in English for the first time. Hikmet's final book--an autobiographical novel about a man who is imprisoned for being a Communist, his friends, and the women he loved. Considered to be a major work in his oeuvre. This is the first publication in English translation.
Nâzım Hikmet'in unutulmaz eseri Kuvayı Milliye, Nuri Kurtcebe'nin çizimleriyle hayat buluyor. Kurtuluş Savaşı'nın en güzel destanı, çizgi roman olarak okurlarla buluşuyor. Bu Bir Destan... Bizim Destanimiz... Öyle Bir Destan Ki; Bir Eşi Daha Yazılmadı Bugüne Kadar, Biz Yazdık Yedi Düvele Karşı... Var Olmak için Kuvayı Milliye Yazdı Büyük Nâzım Anlattı, Ben Çizdim... Havaya, Suya, Toprağa...
Bu kitap, şairin ''Yeni şiirler'' adı altında 1962 yılında yayımlanan kitabına bir ön bölüm eklenerek meydana getirilmiştir. Şairin şimdiye kadar tanıdığımız şiirinin çok başka yönlerini, büyük yurd sevgisini, lirizme bürünmüş hümanist felsefesini bu kitapta daha yakından görmüş olacağız. Halk şiiri deyişiyle yazılmış ''Japon balıkçısı'', ''Karlı gece ormanında'', ''Dikili taşlar'' gibi şiirleriyle halk kaynaklarından yararlanışının ustalığını, ''Bir yılbaşı ağacı'', ''Sabah karanlığı'', ''Uykudan uyanış'' ve giderek ''Saman sarısı''nda sanatının doruğuna ulaştığını göreceğiz.
Sonunda, hep iyiden yana dönecek dünya... Nâzım Hikmet’ten umut üstüne unutulmaz bir masal... "Sevdalı Bulut", Türkiye ve dünya edebiyatının büyük ozanı Nâzım Hikmet’in yazdığı masallardan bir masal. Sevdanın, dostluğun, bağlılığın ve iyiliğin kazandığı bir dünya resmi. Kim asmak istemez ki bu resmi kalbinin duvarına? “Ayşe kızın ela gözleri gün ışığıyla doluydu. Sırma saçlarıpırıl pırıldı. Bir eliyle, sağındaki tavşanın uzun kulaklarını çekiştiriyor, öbür eliyle sol omuzundaki güvercini okşuyordu. İşte bulut tam bu sırada bahçenin üstünde belirdi. Bahçeye bir gölge düştü, ama çok durmadı, ortalık yine ışıklandı. Derken bahçeye, demin soldan sağa düşen gölge bu sefer sağdan sola düştü. Sizin anlayacağınız, bulut yukarda soldan sağa bahçenin üstünden geçmiş, sonra arkasına bakıp bahçede Ayşe kızı görünce gerisin geri yine bahçenin üstüne gelmişti. Ayşe kız da bulutu gördü. Tavşan da gördü bulutu, tanıdı da. Güvercin de gördü bulutu, kendini kurtaran bulut olduğunu anladı, kanatlarını çırptı hafiften.”
Per Nazim Hikmet una poesia d'amore è un nucleo di emotività e di pensiero in cui occorre riuscire a fondere tutti gli aspetti della propria vita. Poeta d'amore e contemporaneamente poeta di battaglie, la forza dei suoi versi, lontanissima dai cliché del lirismo erotico, risiede proprio in un'inesausta partecipazione a tutto cià che accade nel mondo. E' così che in un dettato poetico unico, nato dall'incontro tra dolcezza orientale e moderna asprezza dei ritmi occidentali, due culture e due modi di vivere si uniscono, in poesie che sono sintesi magnifica di due facce, quella lirica e quella epica, della personalità di Hikmet.