Yaşar Kemal is een vooraanstaande figuur in de Turkse literatuur en een belangrijke stem in de wereldliteratuur, wiens werken in meer dan veertig talen zijn vertaald. Zijn schrijven wordt gekenmerkt door verbazingwekkende beeldspraak, een diepgaand begrip van de menselijke psyche en een lyrische vertelstijl. Kemals literaire werk verkent vaak thema's van sociale rechtvaardigheid en het leven van gewone mensen, weergegeven door middel van rijke taal en epische verhalen. Hij overbrugt traditie en moderniteit en biedt lezers blijvende verhalen doordrenkt van emotie en wijsheid.
In this passionate tale, unfolded with the force of the great folk epics, Memed is brought up as a serf to a vindictive overlord. A plan to escape with his beloved is dashed when his master overtakes them and captures the girl. Memed makes for the mountains where he grows in stature from young rebel to bandit hero, the scourge of corrupt oppressors.
This is the story of a bitter war between the poor Turkish peasants of the Taurus Mountains and the Aghas who covet their land. Ali Safa is determined to take possession of the village of Vayvay but its inhabitants will not sell. Then one villager weakens, prepared to part with his land in return for the Agha's best stallion. This ill-fated deal sets in motion a chain of events which will see the young brigand Slim Memed take up the cause of the poor once again, with dramatic consequences
After a particularly bad season, a group of poor cotton-pickers are unable to
pay their creditor, shopkeeper Adil Effendi. Overwhelmed with shame and guilt,
they wait in terror for Adil to come and demand retribution.
While fleeing invading Russian troops, Ismail Agha finds Salman, a child left for dead at the side of the road, and raises him as his own son, but when Ismail's own son is born, jealously and anger come between Ismail and Salman
Hasan aile onuru uğruna akrabaları ve köylülerin baskısıyla annesini öldürmek zorunda kalır. Dokuz yaşında işlediği bu cinayeti hiçbir zaman aklı almayacak, kabullenmeyecek ve anlamlandıramayacaktır. Toplumsal cinnetin bir çocuğu katil olmaya sürüklemesinin romanı Yılanı Öldürseler kurban kavramına odaklanır. “Zengin yaratısı, Yaşar Kemal'i herkese seslenen zaman ötesi büyük klasiklere yaklaştırmaktadır.” Michel I. Makarius, Jeune Afrique, (Fransa) “Yılanı Öldürseler'deki derinlik hem ekonomik ve toplumsal yanları gösterilerek işlenen temanın anlamsal yoğunluk taşıması, hem de roman kişilerinin karakteristik özelliklerinin başarıyla işlenmesinden kaynaklanır.” Feridun Andaç, Yazınsal Gerçekçiliğin Boyutları “Yaşar Kemal’in sanatı, kimi yerlerde acı, kimi yerde şiirsel dokunuşlarla keskin, haşin, kontrollü, sertçe boyanmış.” The Listener “Şiddetli, yaratıcı enerjinin sürüklediği, özlü bir kısa roman.” World Literature Today, (A.B.D.)
L'Île Fourmi, sur la mer Egée, est un îlot paradisiaque, mais désert depuis que la population grecque en a été chassée après la Première Guerre mondiale. Peu à peu, de nouveaux arrivants débarquent, groupes bigarrés venus de tous les coins de l'ancien Empire ottoman. Tous ces migrants portent en eux le goût pour l'aventure, mais aussi les traumatismes et les cauchemars engendrés par les conflits armés. Chacun d'eux tente de recréer une patrie sur ce morceau de terre, tandis que des millions de fugitifs errent encore à travers l'Anatolie. Le roman s'ouvre sur l'arrivée d'un inconnu à la recherche de Poyraz Musa et qui semble vouloir le tuer. Au fil du texte, de nombreux personnages apparaissent, de toutes origines et confessions, formant une véritable arche de Noé d'une humanité rescapée. Ils apprendront à se connaître, et formeront peu à peu, dans un irrépressible besoin de fraternité, une sorte de conjuration amenée à subir de dures épreuves. La tempête des gazelles, récit limpide et d'une beauté sereine, révèle une fois encore le regard pénétrant que Yachar Kemal porte sur l'histoire du XXe siècle et le cour des êtres humains.
Yaşar Kemal'in yeni kitabı Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Bir Ada Hikayesi dörtlüsünün ilk kitabı. Bir Ada Hikayesi'nde, Ege'de yüzleri birbirlerine dönük milyonlarca insanın yerlerinden yurtlarından edilişinin öyküsü anlatılıyor. Sonunda insanoğlunun yol açtığı bir trajedinin ilk romanı. "Yaşar Kemal çağımızın en büyük romanını yaratanlardandır." - Le Monde (Fransa) "Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor." - John Berger (İngiltere) "Yalnız Mitterrand'ın yüreğindeki sevgili ozan değil, Yaşar Kemal edebiyatın bir devidir." - Andre Clavel (Fransa) "Yitirdiğimiz anlatım geleneğini ne mutlu ki Yaşar Kemal bulmuş. Tarihi ve politikayı altüst ederek yirmi beş otuz yüzyıl sonra Yunanlı ozan (Homeros) susmuş ve söz sırası Truvalı ozana (Yaşar Kemal) geçmiş." - Robert Kanters "Yaşar Kemal, Homeros'tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir." - Elia Kazan "Yaşar Kemal, yüzyılımızın en büyük romancılarından biridir." - Europe (Fransa) (Arka Kapak)
Kimsecik, “dağları bekleyen” korkunun yıkıcı gücünün, üç kitaplık dev efsanesidir. Korku insanın benliğini parçalarken, bu insanlık durumundan büyük bir trajedi doğar. Ama çocuklar korkuya yenik düşmez, üstüne yürürler. Üçlünün ilk kitabı Yağmurcuk Kuşu bir cinayetin yarattığı korkuyla şekillenir. Roman katliamların nedenleri ile sonuçları arasındaki ürpertici ilişkiyi açığa çıkarırken, bir yanıyla da bir köy çocuğunun masum ve cesur dünyasının nasıl belirdiğini ortaya koyar. “Doğu dünyasının eşiğinden günümüzün dev yazarlarından biri bize ulaşıyor. Yaşar Kemal, hem Western hem Yunan tragedyası sınıflamasına giren destanlar yazıyor.” L’Événement du Jeudi, (Fransa) “Yaşar Kemal modern Türkiye’nin dünyaya armağan ettiği en yetenekli yazar ve aynı zamanda savaş sonrasının en çekici yaratıcılarındandır. Bu güzel dramın getirdiği yenilik, çocukluk döneminin çeşitliliği ile zengin ve çekici sahneleridir.” Alain Bosquet, Magazine Littéraire, (Fransa) “Yaşar Kemal, nefis bir biçimde betimlenmiş bir Anadolu ortamında geçen Yunan tragedyasını tüm inceliği ve kaderciliği içinden yeniden canlandırmaktadır.” Christian Guidicelli, Lire, (Fransa)
Wieder sind die Bauern aus den Taurus-Bergen auf die Baumwollfelder der Cukurova gezogen. Aber dieses Jahr ist alles anders geworden. Die steinalte Meryemce musste im verlassenen Dorf zurückbleiben. Tasbasoglu, der Dorfheilige des letzten Winters, hat vor seinem Verschwinden einen Fluch über den Amtmann gesprochen, und seither richtet keiner mehr ein einziges Wort an Sefer, weder dessen Frau noch die Kinder. Da kehrt Tasbasoglu zurück - krank, erschöpft und kraftlos. Die Bauern weisen ihn ab, seine Familie weigert sich, ihn aufzunehmen: Nein, das kann er nicht sein, der Mann, den sie zu ihrem Heiligen gemacht haben. Ungestraft gießt der Amtmann seinen Spott über dem Wehrlosen aus, bis der beschließt, sich zu töten, um die Verehrung des Dorfes wiederzugewinnen. Aber zum Schluss erfüllt sich auch am Amtmann das Schicksal: Er wird zum Opfer des Geringsten unter all jenen, denen er Schmach antat.